Dicle Üniversitesi, tıp eğitimi alanındaki yatırımlarına bir yenisini daha ekleyerek mikrocerrahi eğitiminde önemli bir projeyi hayata geçirdi. Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı bünyesinde kurulan TİSK Mikrocerrahi Vakfı MİKROLAB-15 Laboratuvarı düzenlenen törenle hizmete açıldı.
TİSK Mikrocerrahi Vakfı’nın maddi desteği ve ACELEMDER’in bilimsel katkılarıyla hayata geçirilen proje, genç cerrahların mikrocerrahi becerilerinin geliştirilmesine önemli katkılar sunmayı hedefliyor.
Açılış törenine Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat, İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Emre Asiltürk, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sebahattin Ertuğrul, Başhekim Prof. Dr. Gökhan Kırbaş, Başhekim yardımcıları, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim üyeleri ve TİSK Mikrocerrahi Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri katıldı.
Programda konuşan Rektör Prof. Dr. Kamuran Eronat, üniversitenin bilimsel altyapısını güçlendirmeye yönelik yatırımların kararlılıkla sürdüğünü belirterek şunları ifade etti:
“Üniversitemizde hayata geçirilen bu önemli proje, yalnızca bugünün değil, geleceğin cerrahlarını yetiştirme hedefimizin güçlü bir yansımasıdır. Mikrocerrahi gibi ileri düzey beceri gerektiren bir alanda, çağdaş ve sürdürülebilir eğitim modellerinin uygulanması büyük önem taşımaktadır. Bu değerli projede emeği geçen TİSK Mikrocerrahi Vakfı’na, bilimsel katkı sunan akademisyenlere ve Tıp Fakültemizin kıymetli öğretim üyelerine teşekkür ediyorum. Kurulan bu laboratuvarın öğrencilerimize ve sağlık camiasına uzun yıllar katkı sunacağına inanıyorum.”
Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Fatih Akkoç ise mikrocerrahi eğitiminde kullanılan yeni modele dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu:
“Proje kapsamında uygulanan eğitim modeli; klasik yöntemlere alternatif olarak geliştirilen, etik kurul onayı gerektirmeyen ve sürdürülebilirliği yüksek olan cansız hayvan modelleri ile yürütülmektedir. Özellikle tavuk kanadı ve tavuk budu gibi kolay erişilebilir materyaller üzerinden gerçekleştirilen uygulamalar sayesinde mikro-sütür teknikleri, göz-el koordinasyonu ve dokulara atravmatik yaklaşım gibi temel mikrocerrahi beceriler etkin şekilde kazandırılmaktadır.
Bu yöntem, hem laboratuvar hayvanı ihtiyacını azaltması hem de eğitimin sürekliliğini sağlaması açısından önemli avantajlar sunmaktadır. Günümüzde birçok merkezde klasik eğitimin güçlü bir tamamlayıcısı haline gelen bu modelin, üniversitemizde temel eğitimin ana platformlarından biri olmasını hedefliyoruz.” Diye konuştu.



























.jpeg)
















